musibetler günahlarımızın bir sonucu mudur?

Selamünaleyküm hocam müsaadenizle size bir kaç sorum olacak.

 soru 1
Yaşadığımız ufak tefek sağlık sorunları oluyor bunlar bizim için bir uyarıcı mıdır veya günahlarımızın bir sonucu mudur? Bu tarz sağlık problemlerini nasıl düşünmeliyiz?
 Soru 2
Günlük mutlaka yapın dediğiniz ibadetler zikirler var mıdır? Varsa nelerdir?
 Soru 3
Dini hassasiyeti az olan bir ailemiz varsa onlara karşı tebliğimizi nasıl yapabiliriz veya onlara nasıl yardımcı olabiliriz?

Cevap: Ve aleyküm selam
Birinci sorunun cevabı ile başlayalım;
Değerli okuyucumuz evet ufak tefek sağlık sorunları bizim için bir uyarıcıdır büyük sağlık sorunları da bizim için bir uyarıcıdır. Bu tabiri caizse şuna benzer bir makina tasarladık ya da bir makinanın tamirini yaptık deneme aşamasındayız denedik fakat çalışmıyor ne yaparız makineyi tekrar gözden geçiririz unuttuğumuz ya da gözden kaçırdığımız bir şey var mı diye onun tıkır tıkır işlemeyişi ya da hayatımızda bazı şeylerin yolunda gitmeyişi bize hayatımızı tekrar gözden geçirmeyi hatırlatmalıdır. Bununla ilgili olarak peygamber aleyhisselam Ebu Davud'da geçen bir bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır;

(Müminin hastalığı günahlarına kefaret olur. İyileşince bundan ibret alır. Münafık ise, bağlanıp sonra salıverilen deveye benzer. Deve, niçin bağlandığını ve niçin salındığını bilmediği gibi, münafık da, hasta olup iyileşince, bundan ibret almaz.) [Ebu Davud]

Yani mümin başına gelenleri değerlendirir ve ibret alır bu onun için bir kefaret ve hayatı tekrar sorgulama sebebi olur. Bu musibetler karşısında müminin tavrıdır.Fakat hadis-i şerifte de zikredildiği gibi münafığın tavrı ise bu musibetin başına neden geldiği konusunda kafa yormayacağı gibi musibetin kalkışı da onu şükre götürmeyecektir. Sorunun ikinci bölümünde Bu günahlarımızın bir sonucu mudur diye sormuşsunuz. Musibetler günahlara kefaret olarak geldiği gibi kulluğumuzun derecesinin sınanması için de gelir. Bazen sınavda puanımızı yükseltmek için gelen zor bir soru ya da seviyemizi ölçmek bir üst seviyeye çıkarmak için gerekli olan sınavlar gibi düşünebiliriz.

Bir kul kendisi için (cennette) hazırlanmış olan makama ameliyle erişemeyecekse, Allah onun bedenine veya malına veya çoluk çocuğuna bir bela verir de bu belaya sabrı sebebiyle o makama eriştirilir." (Ahmed b. Hanbel, V/272) bu hadis-i şerifte de işaret edildiği gibi Rabbimiz bizim için harika bir makam hazırlamış ama yaptıklarımız yetmiyor olabilir. Bir de şunu aklımızdan çıkarmamak lazım eskilerin bir tabir vardır Allah'tan kötüsü gelmez diye ne gelirse gelsin içinde sayısız hikmet vardır Biz bazılarını görürüz bazılarını ahirete kadar göremeyiz ama mümin için hamd ettiği sürece başına gelen her şey Onun için hayır olacaktır.

İkinci sorunuzun cevabına gelince;
Günlük mutlaka yapın diyeceğimiz ibadetleri Rabbimiz kur'an-ı Kerim'de belirlemiş ve Allah Rasulü hayatında örnek olarak göstermiştir bunun dışında söyleyeceklerimiz fazlalık olur ancak haramlardan gücünün yettiğince kaçın farzları da gücünün yettiği kadar uygula diyebiliriz ki bu da yine Rasulullahın tavsiyesidir. Zikirlerle alakalı olarak en güzel tavsiye bir hadis kitabının dualar ve zikirler bölümünü açıp oradan şu anki halimize  uygun olanı seçmek en doğrusudur diye düşünüyorum. Örneğin Allah resulü'nün bize tavsiye ettiği salavat duaları vardır bazıları bir satırdan ibaret bazıları uzunca bazıları için Allah resulü 70 ya da 100 sayısını bazıları için nadir de olsa 1000 sayısını zikretmiştir bu durumda bize düşen ne kadarını yapabileceğimi gözden geçirerek kendime bir  vird edinmektir sünnetten. Örneğin bekar ve imkanı olan bir kardeşim uzun bir virdi kendisine hedef edinip bihakkın uygularken. Çok çocuklu ya da herşeyiyle ona muhtaç bir hastaya bakan başka bir kardeşim daha kısa daha az sayıda bir zikri kendine hedef edinebilir Çünkü o kardeşim aldığını çocuklarına da duyurarak farklı bir şekilde ekstra zikredecek diğer kardeşim ise onu daha uzun ve sayıca daha fazla tesbihlerle yapabilecektir. Ya da büyüklerimiz yaşlı, ezber imkânı olmayan az söyleyip çok sevap kazanacağı bir zikir tavsiyesiyle bunu yapabilecektir. Bunun için herkesin meşguliyetine, sorumluluğunu üzerine aldığı kişilerin sayısına göre farklılık arz edebilir. Yeter ki hedefimiz dilimizin Allah'ın zikriyle ıslak kalması olsun. Bu konuda Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem ;

Bana Allâh'ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım bir şey öğret ki yapayım.” diyen bir sahabeye:
“Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun
.” (Tirmizî, Daavât, 4; İbni Mâce, Edeb, 53)
Buyurmuştur.

Zikir tavsiyesini hadis kitaplarından almanın bir başka faydası da okurken o tesbihatın söyleniş sebebini,anlamını ve söylendiği ortamı bizzat Allah Rasulü'nün yanındaymış gibi hissedebilme ve yaşama ihtimalidir. Bu yüzden okuyabilme noktasında ciddi bir engelimiz yoksa mutlaka bunu hadis kitaplarının dualar ve zikirler bölümünden almak çok fazla fayda hasıl olmasına sebep olacaktır inşallah...

Üçüncü sorunuza ise en güzel örnek Her zamanki gibi sahabenin örnekliğidir. Örneğin Ümmü Habibe annemize müşrik olan annesi misafir olarak geldiğinde Ümmü Habibe annemiz Efendimiz aleyhisselam'a nasıl davranması gerektiğini sormuş Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de annene hürmet et  buyurmuştur. Bu durumda dini hassasiyeti ne olursa olsun haram bir şey istemedikleri sürece bizden üzerimize düşen hürmet ve saygıda kusur etmemektir. Diğer aile fertlerimize gelince üzerimize düşen vazife tebliğden önce temsildir. Bizi severlerse inşallah zamanla yolumuzu da severler. Güzel ahlakımızla örnek olamadığımız insanlara anlatarak bu dini benimsetmemiz imkansız değilse de (çünkü Hidayet Allah'ın elindedir) oldukça zordur ve Bu tebliğin kalıcılığı tartışılır.
Ve tebliğ ile birlikte yapmamız gereken temsilden sonraki en önemli iki şey onların gıyabında dua etmektir. Bugün bizim en çok ihmal ettiğimiz tebliğ unsurlarından biridir gıyabi dua. Konuşarak her şeyi çözebileceğimiz zannıyla sürekli konuşarak tebliğ yapmaya çalışıyoruz fakat unutmayalım ki kalpler Allah'ın elindedir O, dilediğine dilediği şeyi dilediği şekilde sevdirir. Bize düşen temsil tebliğ ve bunların sonrasında mutlaka dua...

Allah'a emanet olunuz

Haktan Bilen