Bakara Suresi 211. ayet tefsiri

 سَلْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ كَمْ اٰتَيْنَاهُمْ مِنْ اٰيَةٍ بَيِّنَةٍۜ وَمَنْ يُبَدِّلْ نِعْمَةَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ

İsrâiloğulları’na sor: Onlara nice apaçık âyet verdik! Kim Allah’ın nimetini kendisine geldikten sonra değiştirirse bilsin ki Allah cezalandırmada çok şiddetlidir.
Bakara 211

Bir önceki bölüm Allah'a görmedikçe iman etmeyeceğini söyleyen insanlara eninde sonunda O'na döndürüleceklerini hatırlatarak bitmişti. Bu ayette ise Allah'a döndürüldüğünde insanoğlu Allah'ın en büyük nimetlerinden biri olan kitap nimetini arkaya atmanın ya da değiştirmenin görmezden gelmenin bedelinin ne olacağını izah ile başlıyor. Evet hepimiz Allah'a döndürüleceğiz. Peki ya sonra bu dönüş nasıl bir dönüş olacak.?

Sor israiloğullarına...
Bu soruyu sormamız neden emrediliyor? Eğer hatırlamak isterlerse onları geçmişlerine döndürüp hatırlatmada bulunmak bize ise onların geçmişlerinden ders almamızı sağlamak. Tabi burada tarih bilgisinin önemini de görüyoruz. Sormak hatırlatmak için önemli olduğu gibi hatırlamak içinde Müslümanların tarihini de inkar edenlerin tarihini de iyi bilmek mühim bir meseledir
Şimdi konunun bize bakan yönünü okumaya çalışalım:

Biz de daha önce gelen apaçık ayetleri gördük. Buraya kadar en azından fatiha'dan 7 bakaradan 211 ayet gördük. Tabii bunlar Sadece yazılı ayetler şahit olduğumuz mucizeler ibretle bakılması gereken olaylar bunlar da hep birer ayet ve bu yaşımıza kadar şahit olduklarımızın sayısını bilmiyoruz.
211. ayete kadar israiloğullarına gelen ayetler ve mucizeler;
*Firavundan kurtuldular
*Kitaba ve peygambere kavuştular
*Hesapsız zahmetsiz tertemiz rızıklara kavuştular
*Üstün kılındılar ve devlet sahibi oldular
*Çölde suya kavuştular ve daha nice apaçık mucizeler...

Ayette geçen Allah'ın nimeti surenin akışından ve bu ayette de apaçık belirtildiği gibi ayetler.ve Rabbimiz Allah'ın nimeti kendisine ulaştıktan sonra onu değiştirenlere şiddetli bir azap tehdidinde bulunuyor.
Şimdi kendimize sormamız gerekiyor Allah'ın ayetleri bana ulaştı peki ben onu ne ile değiştirdim ? Bize Allah'ın namaz ayeti ulaştığında onu hangi isteğimizle değiştirdik. Diğer ayetleri aynı şekilde kıyas edelim bize ulaşan ama nefsani isteklerle takas ettiklerimizi...

Ya da israiloğulları'nın değişim usulüyle düşünelim

وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نَصْبِرَ عَلٰى طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ مِنْ بَقْلِهَا وَقِثَّٓائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۜ قَالَ اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ اِهْبِطُوا مِصْراً فَاِنَّ لَكُمْ مَا سَاَلْتُمْۜ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۟

 Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz bir tek yiyecekle dayanamayacağız. Bizim için rabbine dua et de bize toprağın mahsullerinden; sebzelerinden, kabakgillerinden, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bitirsin” demiştiniz. Mûsâ ise, “Daha iyiyi daha kötü ile değişmek mi istiyorsunuz? Şehre inin; istedikleriniz orada var” dedi. Zillete, fakru zarurete mahkûm oldular; Allah’ın gazabına uğradılar. Bu durum, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerinin, bu yaptıkları da isyan etmeleri ve haddi aşmalarının sonucuydu.

Bakara 61

Hatta biraz daha geriye dönelim ve

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰىۖ فَمَا رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُوا مُهْتَد۪ينَ

 Doğruya karşılık sapıklığı satın alanlar işte onlardır. Bu sebeple ticaretleri kâr etmemiş ve doğru yolu da bulamamışlardır.

Bakara 16

Görüldüğü gibi ayetler birbirini tefsir ediyor aslında... İsrailoğulları soğan sarımsak bakla acurla değiştirirken Biz acaba ne ile değiştiriyoruz. Hepimiz ayetlere rağmen aykırı düştüğümüz yerleri bir gözden geçirelim.

Bu hal bu değişim isteği israiloğullarını öyle bir duruma getirdi ki kitabı ya arkalarına attılar ya kitaba ilaveler yaptılar ve ayetleri değiştirdiler ya da kitapsız yaşamaya razı oldular. Ve böylece Allah'ın azabını üzerlerine çektiler. Dünyada hangi azaplarla muhatab oldular bir hatırlayalım;

#değerini bilmedikleri kitapları ellerinden alındı.

#değerini bilmedikleri saltanatları ellerinden alındı.

#değerini bilmedikleri hesapsız zahmetsiz rızıkları ellerinden alındı.

   Bu ayeti kerimeye birkaç yıl önce hazırlanırken aynı tehlike biz müslümanları da bekliyor kitaba değer verdiğimiz kadar AZİZ arkaya attığımız kadar ZELİL olacağız diye not etmiştim. ŞİMDİ TAM DA BUGÜN ELİMİZDEN ALINANLARA BİR BAKALIM. Vehenüz hayatta iken nefes alıp verirken ihmal ettiğimiz kitaba dönelim.
     Ve şu mübarek iki hadisi şerifi de aklımızdan çıkarmadan hayatımıza devam edelim;

"Kur'an şefaat edici ve şefaati kabul edilen söyledikleri doğrulanan bir savunmacıdır. Kur'an'ı önüne alan kimseyi, Kur'an cennete götürür. Kur'an'ı arkasında bırakan kimseyi ise Kur'an cehenneme sürükler."
   İbni hibban 1/167

"Bilin ki bu Kur'an'ın bir ucu Allah'ın elinde, diğer ucu da sizin  elinizdedir.
Ona sımsıkı tutunun. Bunu yaptığınız takdirde Sapmaz ve helak olmazsınız."

    Beyhaki /Şuabul iman 1792

212. ayette buluşmak duasıyla...

Haktan Bilen